UX tasarım ortağı seçmek, bir ürün ekibinin verebileceği en yüksek etkili kararlardan biridir. Yanlış ortak, bütçeyi şık sunumlara ve yüzeysel ekranlara harcar. Doğru ortak ise ürününüzün nasıl çalıştığını ve ekibinizin nasıl düşündüğünü değiştirir.
Bu rehber, ajanslar ile stüdyolar arasındaki gerçek farkları, sözleşme imzalamadan önce neleri değerlendirmeniz gerektiğini, kötü geçecek bir iş birliğini önceden haber veren uyarı işaretlerini ve Türkiye'nin, özellikle de İstanbul'un, neden sessiz sedasız dünyanın en güçlü tasarım yeteneği pazarlarından biri hâline geldiğini ele alıyor.
Tasarım ajansı ile tasarım stüdyosu arasındaki fark nedir?
Ajans ölçek için, stüdyo ise sahiplenme için kurulur. Ajanslar müşteri hesapları, yönetim katmanları ve kapasite kullanım oranları etrafında örgütlenir: Bir sürece erişim satın alırsınız. Stüdyolar ise zanaat ve küçük, kıdemli ekipler etrafında örgütlenir: İşi gerçekten yapan insanlara erişim satın alırsınız.
Bu ayrım bir isim meselesi değil, yapısaldır.
Ajans modeli reklamcılıktan doğdu. Aynı anda çok sayıda müşteriyle çalışmaya göre kurgulanmıştır; bu da müşteri temsilcileri, proje yöneticileri, kreatif direktörler ve teslimat ekipleri gerektirir. Bunların her biri, sizinle pikselleri yerleştiren ya da kodu yazan kişi arasında ayrı bir katmandır. Bu yapının gerçek güçlü yanları var: kapasite, pek çok disiplini kapsayabilme ve büyük bir program için bir gecede ekip kurabilme. Ama bunun bir bedeli de var. Geri bildiriminiz tercümanlardan geçer. Sunumu kazanan kıdemli isimler çoğu zaman kickoff toplantısından sonra ortadan kaybolur. İş, teslimatlar üzerinden kapsamlandırılır ve teslimat yapıldığında sorumluluk da biter.
Stüdyo modeli bunu tersine çevirir. Stüdyolar bilinçli olarak küçük kalır; böylece ilk görüşmede tanıştığınız kişiler, on ikinci haftada ürününüzü tasarlayan ve geliştiren kişilerle aynıdır. Arada bir müşteri temsilciliği katmanı yoktur. İşi üretenlere doğrudan erişmek şu demektir: daha hızlı kararlar, aktarımda daha az kayıp ve kendi tasarım tercihlerinin sonuçlarını bizzat hisseden bir ortak; çünkü o tasarımları hayata geçirmek de ona düşer.
Things'te bunu açıkça söylüyoruz: ajans değil, stüdyo. 2018'de İstanbul ve Elazığ'da kurulduk ve Türkiye'den ve dünyadan önde gelen markalar için 50+ ürünü tek bir ilkeyle hayata geçirdik: teslimat değil, sahiplenme. Her proje, işe yarayana kadar bizimdir. Teslim edilene kadar değil. İşe yarayana kadar.
Bir UX tasarım ortağını anlaşmadan önce nasıl değerlendirmelisiniz?
Beş şeyi değerlendirin: araştırma pratiklerini, şirket içinde mühendislik ekipleri olup olmadığını, aldıkları ödüllerin gerçekte neye işaret ettiğini, süreçlerinin ne kadar şeffaf olduğunu ve vaka çalışmalarının ne kadar derine indiğini. Bu beş konunun hepsinde güçlü bir ortak nadir bulunur ve karşılığını ödemeye değer.
1. Araştırma pratiği
Kullanıcılarınızı nasıl tanıyacaklarını sorun. Ciddi bir UX ortağı için kullanıcı görüşmeleri, kullanılabilirlik testleri ve sezgisel değerlendirme (heuristic evaluation) standart uygulamadır; takvim sıkıştığında sessizce çıkarılan isteğe bağlı bir kalem değil. "Araştırma" dedikleri şey bir paydaş atölyesi ve bir mood board'dan ibaret olan ekiplere karşı dikkatli olun.
Things'teki kendi kuralımız üç kelime: görüşten önce araştırma. Zevk önemlidir, ama yanlış probleme uygulanan zevk yalnızca süslemedir. Önce kanıt, sonra zanaat.
2. Şirket içi mühendislik
Kodla hiç buluşmayan tasarım teoridir. Şirket içinde web ve mobil mühendislik ekibi olan ortaklar farklı tasarlar: Bir bileşeni geliştirmenin neye mal olacağını, bir tasarım sisteminin gerçek verilerle nasıl davrandığını ve bir etkileşimin orta segment bir Android telefonda nerede bozulacağını bilirler. Ortağınız Figma dosyalarını teslim edip çekip gidiyorsa, niyet ile uygulama arasındaki her boşluk size kalır.
Things'in UX/UI tasarımı ve tasarım sistemlerini mühendislikle aynı çatı altında buluşturmasının ve sloganımızın Design. Code. Mastery. olmasının nedeni de bu. Ürünü şekillendiren insanlar, onu yayına da alır.
3. Vitrin süsü değil, sinyal olarak ödüller
Ödüller iyi bir iş birliğini garanti etmez, ama doğru olanlar gerçek bir niteliğin süzgecidir. Red Dot, uluslararası standartlara göre değerlendirilmiş tasarım zanaatine işaret eder. Cannes Lions ve Effie ise yalnızca estetik açıdan değil, ticari açıdan da başarılı olmuş işlere işaret eder. Hayata geçmiş işlere bağlı ödüllere bakın ve mevcut ekipte bu ödülleri gerçekte kimin kazandığını sorun. (Things'in kurucuları, stüdyonun işleriyle kazanılan bir Red Dot'un yanı sıra, stüdyoyu kurmadan önce ajanslarda ve kurumsal şirketlerde geçirdikleri 20 yılı aşkın sürede kazandıkları Cannes Lions ve Effie ödüllerine sahip; yani muhakeme, logodan önce geldi.)
4. Süreç şeffaflığı
Yola çıkmadan önce tüm güzergâhı görebilmelisiniz. Aday ortağınızdan sürecini aşama aşama anlatmasını isteyin: Ne oluyor, kimler dahil, size ne teslim ediliyor ve kararları nerede siz veriyorsunuz? Bugünkü muğlak cevaplar, yarın faturaya yansıyan sürprizlere dönüşür.
Things dört aşamada çalışır: Understand → Shape → Build → Evolve. Understand aşamasında problemi araştırma yoluyla anlarız. Shape aşamasında çözümü tasarım ve prototipleme ile şekillendiririz. Build aşamasında onu üretim kalitesinde mühendislikle inşa ederiz; bunu giderek daha fazla, kaliteden ödün vermeden döngüleri kısaltan yapay zeka destekli iş akışlarıyla yaparız. Evolve aşamasında ise ürünü lansmandan sonra geliştirmeye devam ederiz, çünkü lansman projenin sonu değil, öğrenmenin başlangıcıdır.
5. Vaka çalışmalarının derinliği
Güçlü bir vaka çalışması problemi, kısıtları, verilen kararları ve lansmandan sonra ne olduğunu anlatır. Zayıf olanı ise bir ekran galerisinden ibarettir. Takip soruları sorun: İlk kullanılabilirlik testinde ne bozuldu? Neyi çıkardınız ve neden? Neyi farklı yapardınız? İşi sahiplenmiş ekipler anında cevap verir. İşi yalnızca süslemiş ekipler konuyu değiştirir.
UX tasarım ajansı seçerken uyarı işaretleri nelerdir?
En büyük uyarı işaretleri şunlardır: Sunumdaki ekiple işi yapan ekibin farklı çıkması, araştırma bütçesinin olmaması, mühendis olmaması ve teslimattan sonra sahipliğin belirsiz kalmasıdır. Bunlardan herhangi biri sürtüşmenin, iki ya da daha fazlası ise başarısızlığın habercisidir.
Şunlara dikkat edin:
- Sunum ekibi ortadan kaybolur. İşi kıdemli ortaklar satar, hiç tanışmadığınız junior'lar teslim eder. Doğrudan sorun: "Bu işte her gün, isim isim, kimler çalışacak?"
- Araştırma 'dahil' ama görünmez. Görüşme sayısı yok, test planı yok, sentez çıktısı yok. İçgörü kılığına girmiş görüşler.
- Tasarım teslimatta biter. Şirket içinde mühendis yok, yayına çıkan ürün için hesap veren kimse yok, lansmandan sonra ne olduğuyla ilgilenen yok.
- Her şeye evet denir. Hiç itiraz etmeyen bir ortak, ortak değildir; sözleşmesini yenilemeye odaklanmış bir tedarikçidir.
- Sonuçsuz portfolyo. Güzel ekranlar var, ama hiçbirinin işe yaradığına dair tek bir kanıt yok.
- Belirsiz fiyatlandırma ve esneyen kapsam. Teklifi anlayamıyorsanız faturayı da anlayamazsınız.
Bir tasarım ortağıyla anlaşmadan önce hangi soruları sormalısınız?
Üslubu değil, yapıyı ortaya çıkaran sorular sorun. Tasarım odaklı düşünce (design thinking) hakkında herkes konuşabilir; ama salı günü Slack kanalınızda tam olarak kimin olacağını söyleyebilen azdır.
- Ürünümüz üzerinde tam olarak kimler çalışacak ve anlaşmadan önce onlarla tanışabilir miyiz?
- Kaç kullanıcıyla konuşacaksınız ve ham araştırma verilerini nasıl göreceğiz?
- Tasarladığınızı siz mi geliştiriyorsunuz? Kodu kim yazıyor?
- Ters giden son projenizi bize anlatır mısınız? Ne yaptınız?
- Lansmandan sonra ne oluyor ve o aşamada sürece dahil olmanızın maliyeti ne?
- İş akışınızda yapay zekayı nasıl kullanıyorsunuz ve nerede kullanmayı reddediyorsunuz?
- Uyumumuzu test etmek için başlayabileceğimiz en küçük iş birliği ne olabilir?
Sonuncusu önemli. İyi ortaklar küçük başlamaktan (bir araştırma sprint'i, bir sezgisel değerlendirme, bir tasarım sistemi denetimi) memnuniyet duyar, çünkü işin kendini anlatacağından emindirler.
Türkiye neden UX tasarım yeteneği için güçlü bir pazar?
Türkiye, dünya standartlarında tasarım ve mühendislik yeteneğini, son derece rekabetçi bir yerel dijital pazarı ve Batı Avrupa ile Kuzey Amerika'ya kıyasla ciddi maliyet avantajlarını bir araya getirir; üstelik Uzak Doğu ekipleriyle çalışırken yaşanan saat dilimi sürtüşmesi olmadan. İstanbul da bunun tam merkezinde yer alır.
Birkaç yapısal neden:
- Talepkâr bir iç pazar. Türk tüketicileri mobil öncelikli ve hataya tahammülsüzdür. Türkiye'deki bankalar, e-ticaret platformları ve süper uygulamalar, deneyim üzerinden öyle bir seviyede rekabet ediyor ki bu durum yerel tasarım ve mühendislik ekiplerini küresel standartlarda çalışmaya zorluyor. Bu pazarda yetişen tasarımcılar, gerçek baskı altında on milyonlarca kullanıcıya ürün çıkarmıştır.
- Köklü bir mühendislik kültürü. Türkiye güçlü mühendislerden oluşan geniş bir havuz yetiştiriyor ve buradaki en iyi tasarım ekipleri onlarla yan yana çalışarak büyüdü. Hem tasarlayan hem geliştiren stüdyoların İstanbul'da, her yerde olmadığı kadar doğal olmasının nedeni de bu.
- Saat dilimi ve kültürel yakınlık. İstanbul, Avrupa'daki mesai gününün tamamıyla ve ABD Doğu Yakası'ndaki sabah saatlerinin büyük bölümüyle örtüşür. İş birliği devir notlarıyla değil, canlı olarak gerçekleşir.
- Ödün vermeden değer. Müşteri yönetimi yükü yerine düzgün bir araştırmaya ve mühendisliğe bütçe ayırmanızı sağlayan ücretlerle, kıdemli ve uluslararası ödüllü yeteneklere erişirsiniz.
İstanbul'daki en iyi UX stüdyosunu ya da daha genel olarak Türkiye'de bir UX tasarım ajansını aradığınızda karşınıza pek çok seçenek çıkacaktır. Yukarıdaki filtreleri (araştırma pratiği, şirket içi mühendislik, sahiplenme, şeffaflık) uygulayın; seçenekler hızla daralır.
Sıkça Sorulan Sorular
Bir girişim için stüdyo mu daha iyidir, ajans mı? Genellikle stüdyo. Girişimlerin ihtiyacı süreç yükü değil; kıdemli muhakeme, hız ve ürünü hayata geçiren bir ortaktır. Ajanslar ise derinlikten ziyade kapsama ihtiyaç duyan ve çok sayıda paralel iş kolunu yürüten büyük kurumsal şirketler için daha mantıklıdır.
Türkiye'de UX tasarımının maliyeti ne kadar? Kapsama göre değişir, ancak Türkiye'deki kıdemli stüdyolar genellikle Batı Avrupa veya ABD'deki muadil ekiplere göre kayda değer ölçüde daha uygun fiyatla çalışır; bu fark çoğu zaman aynı bütçe içinde gerçek kullanıcı araştırmasını ve mühendisliği finanse etmeye yeter. Genel fiyat listelerine güvenmek yerine kapsamı belirlenmiş bir teklif alın.
Tipik bir UX projesi ne kadar sürer? Odaklı bir araştırma ve tasarım çalışması genellikle 6–12 hafta sürer; tasarımı ve geliştirmeyi birlikte kapsayan bir ürün projesi daha uzun sürer. Problemi anlamadan süre veren herkese şüpheyle yaklaşın; bu, araştırmadan önce görüş bildirmek demektir.
Kendi mühendislik ekibim varsa, şirket içi geliştiricileri olan bir ortağa ihtiyacım var mı? Yine de faydası olur. Kod yazabilen tasarımcılar, mühendislerinizin gerçekten geliştirebileceği spesifikasyonlar ve canlı ortamla karşılaştığında ayakta kalan tasarım sistemleri üretir. En azından, tasarımcıları mühendislerinizle bir proje yöneticisi aracılığıyla değil, doğrudan çalışan bir ortakta ısrar edin.
Bir tasarım ortağını bağlanmadan önce test etmenin en iyi yolu nedir? Küçük ve sınırları belirli bir çalışmayla başlayın: mevcut ürününüzün kullanılabilirlik testi, bir sezgisel değerlendirme ya da tek sprint'lik bir konsept. İki haftalık gerçek bir iş birliğinden, herhangi bir sunum dosyasından öğreneceğinizden çok daha fazlasını öğrenirsiniz.
Ajansla değil, bir stüdyoyla çalışmaya hazır mısınız?
Things, 2018'den bu yana Türkiye'den ve dünyadan önde gelen markalarla çalışan, İstanbul ve Elazığ merkezli bir dijital tasarım ve mühendislik stüdyosudur. Araştırma odaklı, zanaata tutkun, Red Dot ödüllü. 50+ ürünü hayata geçirdik ve her birini işe yarayana kadar sahiplendik.
Bir UX ortağı seçiyorsanız, işe bir sohbetle başlayın. En zorlu probleminizi de getirin.
Bize yazın: hello@things.ist
Design. Code. Mastery.